31 Ağustos 2014 Pazar

Flaş.. Ertan Şahin şu anda CANLI yayında Şekerci'nin sorularını yanıtlıyor...

PINARÖNÜ KÖYÜNÜN BİLİNMEYENLERİ (KRAL MEZARI-400 YILLIK ÇINAR)

Zorlu hava ve yol koşullarından sonra köye varmanın sevinci ile köy içinde başıboş dolaşan inekleri ve koyunları fotoğraflıyoruz bu sırada benim aklımda heyecan verici düşüncem ise bu köyde olduğu söylenilen Roma dönemine ait Kral Mezarı oluyor.

19 Kasım 2012 Pazartesi 20:52
Bu haber 1233 kez okundu
PINARÖNÜ KÖYÜNÜN BİLİNMEYENLERİ (KRAL MEZARI-400 YILLIK ÇINAR)
Foto galeriye git         Doğa’ya ve tarihe düşkünlüğümü bilen bir okurum telefon numaramı buluyor ve beni arıyor. Telefonda ki konuşmalara girip konuyu uzatmadan Zonguldak’ın Devrek İlçesine bağlı Pınarönü köyünde 400 yıllık bir çınar ağacı olduğunu yanı sıra küçük şelaleleri ve defineciler tarafından çevresi kaçak kazılarla talan edilen yaklaşık 2500 yılık bir antik mezar olduğunu söylüyor.

       Filyos dışında tarihi buluntuların olduğu başka bir bölgemiz olduğunu sizler gibi bende bilmiyordum. Turizm ve Kültür Müdürlüğümüze bölgemizde ki tarihi değerlerimiz ve doğasal güzelliklerimizin tanıtılması adına çok iş düşüyor.

        Aldığım bilgiler ışığında sabah 10:00 gibi yoğun kar yağışı altında yola çıktık. Yer yer buzlu yollarda paten yaparcasına ilerlediğimiz yolculuk boyunca hızımız 30 km’nin üzerine çıkma cesaretini gösteremedi. Yoksa cesaretsizlik bizden kaynaklanmıyordu yani.

        Devrek ilçesinin girişinde ki sanayi bölgesine girere sola dönen sapaktan Akçasu ve Pınarönü köyüne giden yola girip seyrimize devam ederken bir yandan da heyelan riskli yamaçlarda oluşan dev buz sarkıtlarına bakıyor arada durup bu anları fotoğraflayarak ölümsüzleştiriyorduk.

        Buzlu yollar ve yoğun kar yağışı altında güçte olsa Pınarönü köyü girişinde bulunan Köy çeşmesi ve hemen üst tarafta bulunan alt kısmı antik dönemden kalmış üst kısımları sonradan tamamlanmış bir ahır hoş geldiniz diyordu bizlere

Tertemiz dağ suyunun biriktiği depoya bağlı olan çeşmeden havanın dondurucu soğuna ve suyun çivi olmasına aldırış etmeden boğazlarımızın şişme pahasına kana kana içiyoruz

 

KRAL MI KRAL DA KİM GIII?

Zorlu hava ve yol koşullarından sonra köye varmanın sevinci ile köy içinde başıboş dolaşan inekleri ve koyunları fotoğraflıyoruz bu sırada benim aklımda heyecan verici düşüncem ise bu köyde olduğu söylenilen Roma dönemine ait Kral Mezarı oluyor.

Bu düşünceler içinde ilerlerken kenara çekmiş bir minibüsten kıyafet bakan köylü kadınlarını görüyor ve hemen soruyoruz.

‘’ Buralarda eski tarihlere ait bir kral mezarı kalıntıları varmış, nerede acaba? Diye

Kadınları birbirine bakıyor ve bir süre sonra içlerinden biri diğer kadına ‘’ Kral mı, Kral kim gııı? Diye sorup tekrar bize dönerek az ileride bir mezar var orası olabilir belki’’ diyor

Gülmek üzereyken içimi hüzün kaplıyor, Zonguldaklıların ve benim bilmediğim bu tarihi ve doğasal güzellikleri barındıran topraklarda yaşayanlar bile bilmiyordu ne yazık ki

Az ileride dedikleri mezarlıkta köy mezarlığıymış bu arada (!)

 

ARADIKLARIMIZI BULMANIN SEVİNCİYLE KAR ALTINDA ÇAY KEYFİ

Az ileride önümüze çıkan bir evin önünde toplanmış kalabalığı görünce araçtan iniyor ve kalabalığa yöneliyoruz. Bir inek hastalanış yerde yatıyor kalabalıkta veterinerin gelmesini bekliyor.

Kalabalığın içine girip selam verdikten sonra ‘’ Bu köyde olduğu söylenilen 400 yıllık bir çınar ağacı, küçük şaleler ve Roma döneminden kalma Kral mezarı varmış biliyor musunuz?’’ diyecekken sonradan köy muhtarı olduğunu öğrendiğimiz Muharrem Akpınar sorumun arasına girerek ‘’ gel hele hoş gelmişsin de bakalım siz nerden geliyorsunuz? Aradığınız yerler burada doğru gelmişsiniz hele bir çay için ben götürürüm sizleri oraya’’ diyerek içimizi rahatlatıp ohh be hele şükür dememize sebep oluyordu

Sağ olsun Muhtar Akdemir bildiği kadarı olan anlatımı ile bizi hem aydınlatmış hem de rehberliği ile aradığımız yerleri bulmakta kolaylığımız olup kaybolarak saatlerimizi harcamamızın önüne geçmişti.

 

ANTİK ROMA MEZARININ İÇİNDEKİ MİSTİK HAVAYI SOLUDUK

Çaylarımızı içtikten sonra muhtar ve bazı köylülerin de katılımı ile köy merkezinde bir tarlanın içinde yarısı gün ışığında olan eski Roma Dönemine ait Kral mezarı olarak bilinen tarihi kalıntının yanına varıyoruz.

Gördüğümüz manzara karşısında adeta büyüleniyoruz fakat antik mezar kalıntısının dört bir tarafında daha önceden yapılmış olan kaçak kazı izlerini gördüğümüz içinde derin bir hüzne boğuluyoruz.

Yarısından daha büyük bir kısmı toprağın altında olan bu eski mezar kalıntısı her ne kadar bize ‘’Kral Mezarı’’ olarak ihbar edilse de baktığım zaman bu kalıntının daha çok aristokrat bir kişiliğe ya da itibarlı zengin bir kişiye ait olduğu kanısına varıyorum.

Kral mezarlarında genelde sütunlar, kabartma motifler ya da yazılar olur ama bu mezarda bu tarz bir şey görmeyişim kral mezarı olmadığı yönündeki fikrimi doğrular nitelikteydi.

Toprağın üst tarafında olan bölümünde eni yaklaşık olarak 5 metre olan antik mezar kalıntısı 1 oda ve bir sedirlik alandan oluşuyor. Düz blok taşlardan oyulmuş olan mezarın işçiliği adeta büyüleyici olduğu gibi içine girdiğiniz de sanki o dönemi yaşıyormuş gibi mistik bir havayı soluyorsunuz ciğerlerinize


Mezar odasının sedir bölümünden ve sağ tarafından olduğu gibi hemen hemen her yerinden defineciler tarafından kazılmış derin çukurlar çıkıyor karşınıza.

Mezar odasında bir süre kaldıktan sonra küçük penceresinden dışarı kafamı uzatıyorum ve bir süre tam karşımda Filyos çayının ikiye ayırdığı karşı dağa kurulu köyün güzelliğini seyrediyorum.

‘’Sonra buralarda buna benzer başkan kalıntılar var mı?’’ diye soruyorum. Muhtar Akpınar ‘’ Uzun yıllar öncesinde bunun gibi 3 tane daha vardı şu karşı tepenin yamaçlarında ama dışarıdan gelen adamlar kaza kaza yıka yıka onlardan artık geriye bir şey kalmadı. Ama az aşağıda ‘’taş su oluğu’’ var eskilerden kalma diyor.

Birlikte 150 metre kadar ilerliyoruz karlı ve çamurlu tarlalar içinde sonunda ‘’taş su oluğu’’ denilen parçanın yanına varıyoruz ama ne görelim.(!) köylülerin taş su oluğu dedikleri antik mezar odasında sedirin üzerinde olması gereken taş lahit yani taş tabut olduğunu görüyoruz

 Kalıntıları gördükten sonra Köyüm bir diğer göz büyüleyici güzellikleri olan 400 yıllık Çınar Ağacı ve tam bir şelaleyi andırmasada dik bir yamaçtan gelen berrak suyun akışını izliyor ve buradan da çivi gibi olmasına karşın kana kana suyumuzu içtikten sonra gezimizi tamamlayıp bir sonraki ikametgâhlarımızı planlamaya koyuluyoruz

 

Nasıl Gidilir ve Neler Görülmeli?

Devrek İlçesine girişten Sanayi bölgesine ayrılan sapaktan sola dönerek yaklaşık 3 km. kadar gittikten sonra Pınarönü köyüne ulaşıyorsunuz. Köyü karşı köyle ayıran Filyos Çayının muhteşem görüntüsünün yanı sıra  bu köyde temiz hava ve yeşile doyuyorsunuz.

Pınarönü Köyü’nde görebilecekleriniz arasında köy girişinde bulunan köy çeşmesi, Roma dönemi antik mezarı, su yatakları ve 400 yıllık çınar ağacı ilk sıralarda yer alıyor.

YORUM YAZ

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

      Yorumlar
      Toplam 1 yorum mevcut

    • yildirim talu 2 ay önce yorumlandı

      Cidden bu tarz haberlere yer

    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    e-gazete
    • KARİYER MEDYA GRUBU -  ''Kariyer Gazetesi - Kilimlinin Sesi - Kozlunun Sesi - Kariyer Web Tv - Enjoy Gençlik Bülteni'' - ÖZGÜRLÜĞÜN YÜKSELEN CESUR SESİ - 18 Ocak 2013Manşeti
    KARİKATÜR
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV