2015’şi nasıl bitirdiğimizi hatırlayalım..!

                Çaycuma Müftülüğü, ilçenin en merkezi yerindeki camide, “Mekke’nin Fethi” adı altında, bir etkinlik düzenledi. Ülkede devlet eliyle belki de ilk kez yapılacak olan kutlamanın, 31 Aralık günü akşam saatlerinde başlayıp, gecenin ilerleyen saatlerine kadar sürmesi planladı.

Bitmedi..!

                Çaycuma İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Özdemir yayınladığı bir genelgeyle “Okullarımızda yılbaşı kutlaması, yeni yıl eğlencesi vb. adı altında bu amaca hizmet edecek hiç bir etkinlik yapılmaması.” Talimatını veriyordu.. Hazrete göre sebep; “Hıristiyan batı kültürünün bir geleneği olan yılbaşı kutlamaları çocuklarımızın ve gençlerimizin kendi kültürümüze ve değerlerimize yabancılaşmalarına, yozlaşmaya, başka milletlerin değerlerini benimsemelerine, milli ve manevi değerlerimizden uzaklaşmalarına yol açmaktadır”

                Örümceklenmiş beyin bu olsa gerek.. Her iki kuruluşa da çocuklar emanet, olacakları siz düşünün artık..

                Aynı günlerde söz konusu milli eğitim müdürünün ne Müftünün amiri olan Zonguldak Valisi Ali Kaban “Saygı değer halkımızın yeni yılını en içten duygularımla kutluyor, tüm güzelliklerin gönüllerince yaşanacağı sağlıklı, mutlu, huzurlu yeni bir yıl ile barışın egemen olduğu, tüm insanların dostluk ve kardeşlik duygularıyla yaşayacağı bir dünya dileklerimle saygılar sunuyorum” diyordu..

                İlçe Milli Eğitim Müdürünün genelgesiyle açıkladığı görüşüne  ters bir açıklama..

                İlçe Müftüsü ve Milli Eğitim Müdürünün  bu açıklamaları sonrasında top vali beyde..!

Aslında ben vali Ali Kaban’ın bu konuda bir girişimde bulunacağını sanmıyorum.. Ancak o okullara çocuklarını gönderen veliler bu gericilik karşısında sessiz kalmamalı.. Bilsinler ki sessiz kaldıklarında başak uygulamalar peşinden gelecektir..

                Yılın son günlerinde doğru yobaz takımı işte bu şekildeki saldırılarını arttırdı..

                Yılbaşına alternatif yaratmak için her konuda yaptıkları gibi yalanlar uydurdular.. Son olarak ise Mekke 1 Ocak’ta fethedildi yalanı ortaya attılar..  Oysa Mekke 11 Ocakta fethedilmişti. İsa’nın doğum günü 25 Aralık’ta, Noel olarak kutlanıyordu, yılbaşı ise 1 Ocak’tadır..

                *******

                Yeni yıla ise daha kötü başladık..!

                İlk gün terör 4 can alırken bir çok anne babayı ağlattı, genç dullar ve yetim çocuklar yarattı, ocaklara ateş düştü.. Terör nedeniyle ilçeler,  hatta şehirler boşalıyor.. Doğu ve Güneydoğuda bir çok ilde ve ilçede sokağa çıkma yasağı günlerdir sürüyor..

                Asgari ücret artarken, elektrik, alkol, trafik cezaları zamları önümüze kondu, diğer zamların yolda olduğu haberleri gazete sayfalarında görücüye çıktı..

                Cumhurbaşkanımız “seçkin bir kadro” ile “kutsal topraklara” gidip umre ziyaretini gerçekleştirdi.. Devletin imkânlarıyla mı (?)  bilemiyorum .. Zaten soran sorgulayan da yok..

                Umreye giden bu seçkin kadrodaki Akit Gazetesi yazarı Hasan Karakaya viagra eşliğinde hakka yürüdü..

                Akit gazetesi “viagra” olayını “paralel yapının yalanı” olarak lanse etmeye çalışsa da Sudi gazete ve televizyon haberlerine göre, ölüm sebebi, yüksek dozda viagra sonucu kalp krizi..

                Devlet töreni ile Edirnekapı Şehitliğine defnedildi hazret..  Cumhurbaşkanı, Başbakan ve bir çok bakan törende hazır bulundu..

                Hasan Karakaya’nın şehitliğe gömülmesi önümüzdeki günlerde daha çok  tartışılacaktır.. Tabi Şehitse neden tabutu Türk Bayrağına sarılı olmadığı da..

                Gelelim işin özüne..

                Her fırsatta Türk Silahlı Kuvvetlerine saldıran bu şahsa; Genel Kurmay Başkanlığı "Türkiye’nin en önde gelen gazetecilerden" olduğunu belirterek, “Haksızlığa karşı en zor zamanda konuşmasını bilmiş ve dik duruşundan asla taviz vermemiştir”  sözleriyle taziye de bulundu..

                Çok normal çünkü TSK’da Mustafa Kemal’in askerleri Ergenekon ve Balyoz davalarıyla terhis edildi..

                Son taziye ise CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan…

                Bu konuda CHP’nin çok tartışılan ismi eski milletvekili Hüseyin Aygün’ün açıklamalarının çarpıcı bölümlerini köşeme taşıyayım..

                Parlamentoda görev yaptığım 4 yıl boyunca Akit'in sayısız tehdit ve hakaretine maruz kaldım. CHP milletvekilleri esasen Akit'in hep hedefinde oldular. Kemal Kılıçdaroğlu, işte bu Akit'e başsağlığı diledi. Eğer “insani bir telefon” olarak gören varsa, Kenan Evren'i hatırlamalarını öneririm. Evren'e kimse taziye dilememişti, cenazesine de giden olmadı.

Aslında Kemal Kılıçdaroğlu, Akit'in, Vakit'in, Zaman'ın ve diğer provokatif odakların hedefinde olan kendi milletvekillerine hiç bir zaman bir “geçmiş olsun” telefonu bile açmamış, bu milletvekillerini asla sahiplenmemiştir. Hatta beni milletvekili iken “Fetullah Gülen cemaatini eleştirmek AKP'ye yarar” diyerek “uyaran” Kemal Kılıçdaroğlu'dur.  Fetullah Gülen ile ilgili olarak beni 'uyardığı' günü de söyleyeyim size: Ali İsmail Korkmaz'ın toprağa verildiği gün. Kılavuzu mu? Gürsel Tekin, telefonu ilk o açtı. Elbette uyarısına kulak asmadım.

İşte bu yüzden Kemal Kılıçdaroğlu'nun, halk düşmanı yobaz Hasan Karakaya'ya anında 'başsağlığı' dilemesine ben hiç şaşırmadım. Hemen yanında Karakayalar bolca var zaten. CHP'de Suriye konusuna duyarlı, dinci gericiliğe karşı, anti-emperyalist milletvekillerinin partiden 'tasfiyesi' de, işte bu politikaların bir başka ürünüdür..'' Diyor eski vekil..

                İşte CHP’nin Genel Başkan koltuğunda oturan kişinin tarifi bu.. CHP’nin ve ülkenin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e ağır hakaretler eden bu yobaza Kemal Kılıçdaroğlu’nun taziye telefonu açması inanın beni hiç şaşırtmadı..

                Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’yi dönüştürme ve yok etmekle görevli bir ABD projesidir..

 

                TURGUT GÜVEN