AKP’li politikacıların son yıllarda yaptığı bir aldatmaca da şu!
Normal işleyiş içinde süren uygulamalar var. Örneğin, Üniversite hastanesinin ilaç alımına ayırdığı bir bütçesi var. Bu bütçeden hastane yönetimi kanser ilaçları alıp hiçbir ücret talep etmeden hastaların tedavilerinde kullanıyor. Hastanelerin bütçesinden yapılan harcamaları devlet Sağlık Bakanlığı bütçesinden hastanelere aktarıyor.
İşleyiş bu.
Eğer Devlet hastanelerin bu harcamalarına zamanında katkı sağlamazsa işleyişte haliyle aksaklıklar meydana geliyor. Hastane yönetimi İlaç alamadığı için ölümle pençeleşen kanser hastalarının tedavisi aksıyor vs.
Bu işleyişi aksatan kim?
Halktan yetki alarak devleti işleten siyasi iktidar, yani AKP!
Sorumlusu ve suçlusu kim? Hastane yönetimi değil. Sen zaten yasa çıkarıp kanser hastalarından ücret almayacaksın, ben ödeyeceğim demişsin. Hastane de bu yasaya uymuş, ancak sen ödemen gereken parayı günü geldiğinde ödememişsin. Aksamada bundan kaynaklanmış.
Bu durumda işleyişi bozan, suçlu siyasi iktidar AKP olmuyor mu? Evet.
Sorun ortadan kalktığında siyasi iktidarın kusura bakmayın, işleyişi biz aksaktık, mağdur ettiğimiz hastalardan özür dileriz vs denmesi gerekmiyor mu? Evet.
Bakınız bu durumdan utanması gereken AKP’li politikacılar sanki yeni bir şey icat etmiş gibi şehre müjde veriyor.
AKP Zonguldak milletvekili Özcan Ulupınar’ın “Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde tedavi gören kanser hastalarının kanser ilaçlarının temini için gerekli olan Beş milyon TL sının Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım'ın talimatıyla Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesine aktarıldı” diye açıkladığı konunun aslı yazdığım gibidir.
Ulupınar açıklamanın devamında ise şunları söylemiş. “İlimizdeki bu Merkezimiz günde yaklaşık 80 ila 100 hastaya ayaktan kemoterapi uygulaması, yaklaşık 100 ila 150 kanser hastasına da yatarak tedavi uygulayan bölgesel merkez niteliği taşımaktadır.”
Ulupınar bu açıklamayı yaptığına göre zamanında gönderilmeyen ödeneğin ne kadar insanı mağdur ettiğini de biliyor olmalı. Yani özrü kabahatinden büyük!
AKP’li politikacılar bunu sürekli yapıyor. Sizin hakkınız olan parayı zamanında vermiyor, sanki cebinden vermiş edasıyla da müjde veriyor. El insaf.
********
Bir başkası!
AKP Zonguldak Milletvekili Faruk Çaturoğlu.
TTK’ya bağlı maden ocaklarının tekrar rödövans yoluyla işletilmesi, yatırım yapılması ve istihdam sağlanması amacıyla 3213 sayılı Maden Kanununun Geçici 29 uncu maddesinde düzenleme yapıldığının müjdesini verdi.
Çaturoğlu’nun müjdesine de bakalım!
Maden Kanununda geçici 29. maddeyi tüm itirazlara rağmen kim koydu? Çaturoğlu Alaplı’da belediye başkanlığı yaptığı günlerde AKP iktidarı.
Geçici 29.maddenin hangi aksamalara sebep olduğunu Çaturoğlu’nun açıklamasından bakalım. “TTK tarafından iki kez ihaleye çıkılmasına rağmen maliyet artışlarının fiyat farkı olarak ödenmesi ihale şartname ve sözleşmelerine yansıtılmaması sebebiyle ihaleye teklif veren çıkmamıştı. Bu sahaların işletilememesi sebebiyle de, İlimizde hem yatırım, hem istihdam hem de üretim kaybı ile karşı karşıya kalınmıştır.”
Bu durumda sorumluları yasa yapanlar değil mi? O zaman bu yasa bu şehre müjde falan değil. Bal gibi bir yanlıştan dönme bunu yemezler.
Çaturoğlu yaptığı açıklamada aslında büyük bir açık vermiş. Oda şu!
Geçtiğimiz Mayıs ayında CHP Zonguldak Milletvekili Şerafettin Turpcu`nun Zonguldak maden işçilerinin Soma işçileri için çıkarılan yasadan kaynaklanan mağduriyetinin giderilmesi ve ülke genelinde tüm maden şehitlerinin yakınlarının aynı yasa kapsamına alınmasını sağlamak amacıyla kanun teklifi vermişti. Görüşme ve sonrasında oylamanın yapıldığı gün mecliste AKP’nin iki vekili vardı. Faruk Çaturoğlu ve Hüseyin Özbakır. Turpçu’nun bu yasa teklifine maden işçisini gözüne baka baka ret oyu verdiler.
Başta GMİS olmak üzere, AKP’nin yerel örgütleri, ne de madende çalışırken yaşamını yitiren işçilerin yakınları bu yasaya ret oyu veren beyefendilere “neden ret oyu verdiniz” diye sormadı. Hatta bu kesimler ret oyu kullananlar karşısında başta GMİS yöneticileri olduğu halde el pençe divan duruyor.
Çaturoğlu’nun açıklamasına devam edelim.
“ Benimde uzun süredir üzerinde çalıştığım hem Bakanlık hem de Plan ve Bütçe Komisyonunda yaptığım ısrarlı takibim ve girişimlerim sonucunda Soma Yasası olarak bilinen 6592 Sayılı Kanunla 3213 Sayılı Kanununa eklenen Geçici 29 uncu maddesinin yeniden düzenlemesini öngören teklifim Plan ve Bütçe Komisyonundaki Partimizin üyeleri ile CHP ve MHP’li üyelerin de desteğiyle 1/796 sayılı torba yasa tasarısına 11.madde olarak girmiştir. Kanun tasarısı önümüzdeki günlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülerek yasalaşacaktır.” Diyor Çaturoğlu.
Dönelim işin özüne. Çıkarılacak yasanın şehrimize ne kadar faydası olursa olsun AKP’lilerin davranışı şu! Teklifi kim verdi? CHP’li Şerafettin Turpçu! Şehrin önemli bir ihtiyacını kapatsa da onlardan geldiği için ret.
Nasılsa rahat, ret oyu verdiği için bu şehirde yakasına yapışan yok.
Bakınız Çaturoğlu kendi anlatımında üstelik “ısrarlı takibi ve girişimleri sonucunda” (günlerce uykusuz, yorgun argın demeyi unutmuş) geçici 29 uncu maddesinin yeniden düzenlemesini öngören teklifime (buraya dikkat) CHP ve MHP’li üyelerin de desteğiyle”
Bu açıklama sonrasında görünen şu. CHP ve MHP milletvekilleri yasa teklifini AKP’lilerde getirse ülke yararınaysa destekleyip “evet” oyu veriyor. AKP milletvekilleri böyle bir yasa teklifi karşısında kimden geldiğine baktıkları gibi toplum yararına da olsa başkasından gelen yasa teklifini “kabul mü edeyim ret mi edeyim” diye yukarıya bakıyor. Yukarıdaki akıl da başkasından gelen her yasa teklifine “halkın gözüne girerler” mantığı ile ret oyu erdiriyor.
Bu durumda çok daha vahim bir durum ortaya çıkıyor.
AKP’li milletvekilleri özgür değil.
Kendi özgür iradeleriyle kendilerini milletvekili yapan halkın çıkarına bir yasaya bile evet diyemiyor, hatta nankörlük yapıyorlar.
AKP’li vekiller özgür olmadığında ise ne yazık ki kaybeden Zonguldak ve Türkiye oluyor.
TURGUT GÜVEN