Bir ilçe halkı sadece o belediye başkan aday adayını konuşuyor.
'İkili' oynamayı seviyor.
Nabza göre şerbet vermeyi de iyi biliyor.
Önden bakarsan muhafazakar, arkadan bakarsan sosyalist.
Diline bakarsan, tam bir müptezel!

Olur da aday gösterilirse, en zorlu seçim onun için geçecek.
Çünkü her alanda 'ikili' oynamayı seven aday adayı, aynı zamanda 'çift' nikahlı!
Eskisi; 'resmi' nikahlı, boşanmıyor, yenisi; mecburiyetten 'imam' nikahına razı olmuş durumda.
Eskisi; evi boşaltmıyor, yenisi; 'kirada oturmam' diyor.
İşi gerçekten zor, çok zor.
 
Hatırlarsınız belki...
Önce, 'boşandı' haberleri, kısa bir süre sonra da, 'yeniden evlendi' haberleri yapılmıştı.
Birçok basın kuruluşunun manşetlerini süslemişti nikah yüzükleri.
İşin içinde boşanmayan bir eş, kirada oturmak istemeyen imam nikahlı bir eş olunca, 'ricalar', ricanın yetmediği yerde 'aracılar,' onların da yetmediği
yerde 'avanta' giriyor devreye.
Ve haberler bir bir kalkıyor, kaldırılıyor.

E. Soner Kodaman Siyaseti Bilmiyor ama Mağduru Oynamayı Çok İyi Beceriyor ! E. Soner Kodaman Siyaseti Bilmiyor ama Mağduru Oynamayı Çok İyi Beceriyor !

Eskisi; 'evin de, senin de tapun bende, boşanmam' diyor, yenisi; 'bozuk türkçesi' ile 'boşan artık, yoksa çeker giderim Avrupa'ya' diyormuş.
Bir şekilde ikisini idare eden başkanın asıl zor günleri aday gösterilirse başlayacak.
Öyle ya, bizim siyasetçilerimiz 'güzel bir aile' portresi vermeyi sevdiklerinden, genelde seçim çalışmalarına eşleriyle katılırlar.
Önden muhafazakar, arkadan sosyalist, dilden müptezel olan aday adayı, aday gösterilirse kimle esnaf ziyaretinde bulunacak?
Resmi nikahlı eşiyle mi yoksa imam nikahlı olanla mı?

Hele bir aday gösterilsin, merakınız da gider.