Siyasi arenadaki kirli yüzlerinin en çok korktukları, o nedenle kapalı oldukları iş eleştiridir. Yaptıkları yanlış işlerin eleştirisinden kaçmak için sığındıkları liman ve söyledikleri söz “partiyi eleştiriyorsun” yalanıdır.
Daha önce de yazdım, ben partinin ideolojisinde şu görüş yanlıştır, şöyle olmalıdır gibi bir eleştiri yaptığımı hatırlamıyorum. Özellikle son günlerde yazdıklarıma bakın, sorduğum şudur.
Merkez ilçe Başkanı neden görevinden alındı!
İl yönetimi neden düşürüldü.
Özel yaşamında yüz kızartıcı suç işleyenler ilçe ve il başkanı hatta yönetim kurullarında görev almasın, partiyi kirletmesinler eleştirisidir. CHP ideolojisine ters davranan genel başkan bile olsa eleştiri hakkımı kullanırım. Partinin belediye başkanını da, milletvekili de, genel başkanını da herkes gibi eleştirme hakkına sahibim.
Eleştiri bir toplumda doğruyu bulmaya ve otokontrol sisteminin kurulmasını sağlar.
Örneğin Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu bir partinin başında Tesev gibi emperyalist bir derneğin kurucusu oturamaz. O koltukta oturan “Ben Dersimli Kemal’im” diyemez. Bu söylem masum değildir, tam tersi Atatürk’e saygısızlıktır. Çünkü Tunceli adını Atatürk vermiştir.
Bu hakaret değil, eleştiridir. CHP içinde bu eleştiriden nemalanmaya çalışanların ise anlayamadıkları budur. Çünkü günümüzün il ve ilçe başkanlarının birçoğu genel merkezdeki yöneticilere memurluk, hatta yalakalık yapmayı siyaset sanmaktadır.
Eleştiri mi hakaret mi konusunda başımdan geçen bir olayı sizlerle paylaşmak isterim.
2016 yılında CHP belediye başkanlarından biri yazdığım yazılarda kendisine hakaret ettiğim düşüncesi ile savcılığa suç duyurusunda bulundu.
Emniyet Müdürlüğüne davet edildim ve ifade verdim. İfademde belediye Başkanı hakkında yazdığım yazıların fotokopilerini ve yazdığım yazıların amacını anlattım.
Bir süre sonra Çaycuma Cumhuriyet savcısı kanaatini belirtti ve “KAMU ADINA KAVUŞTURMA YAPILMASINA YER OLMADIĞINA” diyerek dava açmadı. Belediye başkanının başvurusunu reddetti.
Gerekçesinde ilgimi çeken ve eleştirdiğim için genel başkana hakaret ediyor yalanı atan ve bu yalana işlerine geldiği için inananların okuyup anlamasını umarak aynen köşeme alıyorum..
“Bir hakaretin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadına veya sövmek fiilini oluşturması gerektiği,” Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2007/4-117 E.. 2007/175 K sayılı kararında. “Esasen eleştirinin sert bir üslupla gerçekleştirilmesinin, kaba olmasının ve nezaket sınırlarını aşmasının, eleştirinin amacına psikolojisine, eğitim ve kültür düzeyine bağlı bir olgu olarak ortaya çıktığı, ancak: basın özgürlüğünün, belli ölçülerde abartmayı, hatta kışkırtmaya başvurmayı da içerdiğinin kabul edilmesi gerektiği, gazetecilerin yazılarında kullandıkları deyimler polemik niteliğinde olsalar da, nesnel bir açılamayla desteklendiklerinde, bu ifadelerin asılsız kişisel saldırı olarak görülemeyeceği, kaldı ki, kamu görevinde bulunan veya talip olanların, diğerlerine oranla daha sert eleştirilere muhatap kalmasının da doğal karşılanması gerektiği” belirtilmiştir. Bu itibarla şüphelinin (yani benim) üzerine atılı suçların yasal unsurlarının somut olayda oluşmadığı anlaşılmaktadır diyerek davayı reddetmişti.
Eleştiriyi işlerine geldiği için hakaret olarak algılayanların sayfama aldığım yargı kararını anlamak istemeyeceklerini çok iyi biliyorum. Yayınlama nedenim ise parti içindeki düzgün üyelerin ve okurlarının bu karalamalara inanmaması içindir.
CHP ülkenin her ilinde ve ilçesinde tertemiz kişilerin parti yönetimlerinde yer alması için mücadele etme zamanıdır. Hırsızın, uğursuzun, sahtekârın, kukla yöneticilerin, yaptıklarının hesabını veremeyenlerin, görevini ve ne yapacaklarını bilmeyenlerin oyuncağı olmayın. Her CHP üyesinin sesini yükseltme zamanı parti içi seçimlerin yapılacağı bu günlerdir.
CHP’ye sahip çıkın, çünkü parti temizlenmeden çekim merkezi ve halkın umudu olamaz. CHP bu haldeyken ülkenin AKP’den kurtulması mümkün değildir.
TURGUT GÜVEN
Not: "Ben ilçe Başkanı olsaydım." başlıklı yazımı
Çarşamba günü okuyabilirsiniz.