Dün akşam yine çıkmış TV’ye, bakmış meydan boş sallayıp duruyor. Eski il başkanı Halil Furat’tan bahsediyorum.
Yönetiminden istifa eden 18 kişinin suçlu olduğunu kendisine komplo kurduklarını, görev yaptığı sürede nasıl da özverili çalıştığını anlatıyor. Karşısında o dönemlerde yaşananları bilen biri olmadığı için sallıyor tabi, yerseniz.
En çok suçladığı ise eski yoldaşı, suç ortağı olduğunu unutup şu an CHP il başkanı makamını hak etmediği halde işgal eden “çakma Japon” Hakkı Güney.
Bu ikiliden Halil Furat il başkanıyken Hakkı Güney de il başkan yardımcısıydı. Yedikleri içtikleri aynı gittiği günlerde siyasi kıyımları da birlikte yapıyorlardı.
Şahit olduğum bir olayı ve bir kadını nasıl rencide ettiklerini, kazanılmış siyasi haklarına nasıl el koyduklarını yazayım da bu ikilinin ne mal olduklarını anlayın.
İlçe Kadın Kolları seçimleri yapılmış, il kadın kolu başkanlığı seçimlerini izlemek için Ankara'dan Zonguldak'a gelmiştim. İl Kadın Kollarının kongresi GMİS küçük salonunda yapılıyordu (23 Haziran 2012 Cumartesi) ve Ayşe Erterzi tek adaydı. Tek adaylı ve tek listeli güzel bir kongre yaşandı ve Erterzi Kadın Kolları il Başkanı seçildi.
GMİS binasından çıkışta milletvekili Ali İhsan Köktürk koluma girdi ve il başkanlığına kadar birlikte yürüdük. Yolda benimle bir konuyu görüşmek istediklerini söyledi. İl başkanlığına geldiğimizde Furat'ın odasında, Köktürk, Furat, Nurettin Yolcu ve ben görüşmeye başladık.
Köktürk bana Kadın Kolları Merkez Yürütme Kuruluna (KKMYK) Zonguldak'tan bir kadını sokmak istediklerini söyledi. “Olabilir ben elimden geleni yaparım, ancak kimi önereceğiniz önemli” dedim. Önerdikleri ilk isme karşı çıktım, çünkü o kişiyle 1997 yılında birlikte merkez ilçe yönetiminde görev yapmıştık ve önerdikleri hanımefendi, dokuz ilçe yönetim toplantısına mazeretsiz katılmadığı için yönetim kurulu üyeliği düşürülmüş biriydi. Ayrıca eşi bir belediye yetkilisiydi Furat'ın başka hesapları vardı. Bu isme karşı çıkınca sanırım Köktürk Erterzi'yi önerdi. Erterzi'yi iyi tanıyordum ve kabul ettim.
Kadın kolları Genel Başkanlığı Kurultayında üç aday yarışıyordu Erterzi eski Kadın Kolları Genel Başkanı Zühal Samlı'nın MYK listesine asıl üye olarak yazılmasını sağladım ve bunu Furat'a bildirdim.
Bu arada şimdi partide bulunmayan o günlerde Kadın Kollarından sorumlu genel başkan yardımcısı Birgül Ayman Güler hanımefendi kendi kafasına uygun Hilal Dokuzcan'ı destekliyordu. Hani şu Kıbrısi tarikatıyla ilişkisi iddia edilen ve bu iddiayı “AKP politikalarını inceledik, bizde onlar gibi inanç üzerinden siyaset yapacağız” diye neredeyse doğrulayan Dokuzcan'ı.
Ayman Güler Hanımefendi tüm il başkanlıklarını arıyor. Tabi bu arada Köktürk ve Furat beyefendiyi de arıyor hatta Hilal Dokuzcan desteklenecek diye emrediyor. Genel Merkezden emir almaya alışmış olan Furat, Dokuzcan'nın MYK listesine bana önerdiği, kabul etmediğim hanımefendiyi yazdırıyor. Ancak asıl listeye değil MYK listesinin yedeğine.
Ben bunları öğrendiğimde Ali İhsan Köktürk'ü telefonla aradım ve Furat'ın sözünde durmayıp kaypaklık yaptığını söyledim. Köktürk bana “ben İzmir'deyim ve bu işe karışmıyorum” dedi.
Furat bununla da kalmıyor, il başkan yardımcısı ve o günlerdeki tetikçisi şimdi suçladığı Hakkı Güney ile Ankara'ya gelerek Zonguldak Kurultay delegesi kadınlara baskı yapmaya başlıyor. Erterzi'den de Dokuzcan'ın listesine oy vermesini istiyorlar, ancak Erterzi bu isteğe boyun eğmiyor, reddediyor. Halil Efendi tetikçisi Güney ile birlikte Erterzi'nin kaldığı otele gece 03.00 sularında giderek Erterzi'nin istifasını istiyor ve alıyor.
İşte Halil Furat budur. Şimdi suçladığı Hakkı Güney eski suç ortağıdır. Bu anlayış “benim dediğim kişiyi destekleyeceksin yoksa istifa edeceksin” anlayışıdır. Bu kafadaki olanların CHP’de değil il başkanı üye olması bile tartışma konusudur. Şimdi çıkmış TV’ye, karşısında kendisinin demokrasi anlayışını ve geçmişte partide yaptıklarını bilen biri olmadığı için bol keseden sallıyor.
İşte bu kafa kendisini başarılı görüyor olmalı ki şimdi tekrar delege listeleri hazırlama telaşında. Nasılsa neden istifa edip il yönetimini düşüren 18 kişi hala susarak kendisini bir şekilde destekliyor.
Bu kafada birinin listesine girecek ve oy verecek özellikle kadın üyeler “Halil Efendinin demokrasi anlayışı” ile karşılaşacakları gibi, onunla bulundukları ortamlarda küfürlerini dinlemeye de hazır olsunlar.
Yazımın sonunda önemli bulduğum bir konunun altını çizmek isterim. Ayşe Erterzi “erkek (!)” yöneticilerin bu baskılarına maruz kalırken o günlerde il yönetiminde bulunan kadınların karşı çıkmak yerine bu baskıya destek olduklarını, kurultay dönüşünde Erterzi’ye resmen mobing uyguladıklarını, kurultay salonundan telefonla öğrendikleri seçim sonuçlarını otobüste bir kadına yakışmayacak sözlerle nasıl anons ettiklerini de çok iyi biliyorum.
Kadınların içinde de ne yazık ki Hakkı ve Halil anlayışında olanlar var..
TURGUT GÜVEN