HUKUK ARANAN BİR CHP KONGRESİ..!

 

            Dün (13 Ocak 2015) CHP Ankara Kadın Kolları il kongresini izledim..

            İnanın tüzük ve yönetmelik adına bütün bildiklerimi unuttum diyebilirim.. Kongre süresince de bu partide tüzük ve yönetmeliğin göstermelik olduğunu düşündüm..

            Kongrenin hemen başında Hukukçu olduğunu öğrendiğim CHP Ankara Kadın Kolları İl Başkanı Zuhal Sirkecioğlu Dönmez'in kongre açılışını geciktirmesine tepki gösteren delegelere verdiği cevaplar takdire şayandı..

            Ben istediğim zaman kongreyi açarım.! Size ne.! Gibi sözleri daha baştan dizayn edilmiş bir kongre yaşanacağının işaretlerini verdi..

            Yukarıdaki sözleri sarf ederken işini bilen eski il başkanı, Kongreye delegeler dışında davetiye göndermeyi nedense düşünememişti..

            Kongreye davetsiz gelen onur üyelerinden Kadın Kolları Eski Genel Başkanı Zühal Samlı yaptığı konuşmada “ben delege değilim, kongreye davette edilmedim, ancak ben CHP’nin Atatürkçü bir kadın neferiyim, kapıdan kovsanız bacadan girerim” diyerek gerekli adrese hak ettikleri göndermeyi yapıyordu.. Tabi anlayana..

            330 delegenin katıldığı kongrenin 300 kişilik küçük bir salonda yapılması CHP’de kadınlara verilen önemi yansıtıyordu.. Bu salonda kongre yapılmasını kabul eden kadınların parti içinde hak gaspına uğramaları gayet doğaldır..

            Dört adayın yarıştığı kongrede CHP tarihinde sanırım ilkler yaşandı.. Adayların ortak belirlediği divan başkanı kongreye iki saat geç teşrif etti..

            Bir başka ilk ise kongre salonunda olmayan birinin divan başkanı olarak seçilmesiydi..

            Bu açıklamadan sonra “kim bu divan başkanı” dediğinizi duyar gibiyim..

            Mecliste birkaç CHP Milletvekilleri arasında yaşanan Atatürk resminin duvardan indirilmesi olayındaki baş aktristi Aylin Nazlıaka...

            Bunca yaşananlar sonrasında Ankara milletvekili Aylin Nazlıaka'nın divan başkanı olması sizce tesadüf olabilir mi?

            Bence; yaşanmış bu olay sonrasında CHP içindeki Atatürkçülere “siz ne derseniz deyin biz bildiğimizi okuruz” duruşudur, bilerek, isteyerek yapılan bir meydan okumadır..

            Eğer CHP Genel Merkezinin önerisi olmasa Aylin Nazlıaka’nın divan başkanı yapılma isteğine karşı; “Sayın Nazlıaka’nın partimizin ve ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün resminin indirildiği bir olaya açıklık getirmek zorundadır. Bu şaibe ile divan başkanlığına önerilecek olmasını CHP Genel merkezi olarak doğru bulmuyoruz” açıklaması yapması gerekmezmiydi..

            Divan Başkanı seçimi de bir başka ilkti. Eski kadın kolu il başkanı Dönmez, kendisine verilen önergeyi oylatmadan, önerilenleri divana davet etti.. Salonda sesler yükseldiğinde “ne olacak canım itiraz eden mi var” diyebildi..

            Tepkiler üzerine divan başkanlığına önerilen Aylin Nazlıaka divana geçtikten sonra oylama yaptırdı.. Bu oylama “kabul edenler” şeklinde oldu..

            Divan Başkanı Nazlıaka, davet edilmeyen konuklara mecburen söz verirken arada yaptığı duyuru ile  bir başka ilkin altına imza atıyordu.. Nazlıaka divan başkanı olarak, “blok liste önergesini bekliyorum” diyerek yapılmış bir anlaşmayı da açığa çıkarıyordu..

            Siz hiçbir divan başkanının kongrede önerge talep ettiğine şahit oldunuz mu? 

            Bu kadar yanlışlarla başlayan kongrede doğru hiçbir şey yok mu? diye sorabilirsiniz.. Var..!  Adaylardan İnci Amiklioğlu'nun Genel Merkezin, Ankara İl ve Çankaya İlçe yönetimleri eliyle kongreye müdahale sonrasında “seçilecek kişinin önceden belirlendiğini ve seçimin adaletsiz olduğunu” söyleyerek adaylıktan çekilmesiydi..

            Bu duruş ve tavrı iyi okuyup anlamak gerektiğini düşünüyorum..

            Kürsüye çıkıp "CHP kadınlarına hiç kimse çekidüzen veremez" diyen Ankara İl başkanı Adnan Keskin ve eski kadın kolları başkanı Zuhal Sirkecioğlu Dönmez  Genel merkezin ve il örgütünün “kadınlara çekidüzen vermesine” sessiz kalıyorlardı..

            Seçimlerde alanlarda çalışan kadınların emekleri kongreye yapılan müdahale ile bir kez daha yok sayılıyordu.. Üstelik genel merkez eliyle..

            Divan Başkanı seçilen Aylin Hanım kongrenin başlamasını iki saat geciktirmiş olmaktan hiçbir rahatsızlık duymamış olmalı ki özür dileme gereği bile duymadı.. Daha sonra yaptığı konuşma arasında “Genel Başkanla görüştüm” diye “mesaj” verecekti..

            Bana ilginç gelen ise şudur..!

            Atatürk Resminin "CHP' de yeni bir şeyler yapmamız lazım” diyen hangi “kendini bilmez” tarafından duvardan indirildiği belli değil.. Ama Aylin Nazlıaka bu kişinin kim olduğunu biliyor..

            Kongre salonunda ise CHP’nin Atatürkçü kadın delegeleri var.. Hiç biri kongre divan başkanı seçtikleri o olayın baş aktristi bu kişiye itiraz etmedi ve “kendini bilmezin” kim olduğunu sormadı, soramadı..

            İşin en üzücü tarafı ise Atatürkçü Kadın delegeler bu kadını alkışladı..

            Sonuç olarak şunu demek isterim.. Siyasette birlikte çalıştığım kadın arkadaşlarımı üzmek istemem, ancak CHP’deki kadın üyeler haklarını korumak ve siyasette hak ettikleri yere gelmek için çok daha fazla bilinçlenmesi gerekir..

            Birilerinin yönlendirmesiyle veya güce biat ederek gidecekleri yer çıkmaz sokaktır.. Doğru olan partinin ilkelerini benimseyerek Mustafa Kemal Kızı olmaktır..

 

            TURGUT GÜVEN