KAMUYA YASAK, ÖZEL SEKTÖRE SERBEST..!

 

                TTK Kozlu Müessesinde üretim durduruldu..

                Bakanlık müfettişlerinin gerekçesi  işçi sağlığı ve iş güvenliği tehlikede..

Eksik  nedir? “Hidrojen sülfür sensörü” yok..

Müfettişlerin kapatma gerekçesini duyan veya okuyan bu mesleğin içinden gelmiş olanların ilk tepkileri umuyorum ki “oha” olmuştur.. Hatta bunca eksik dururken “bu da ne lan” diyerek benim gibi soruşturma gereği duyanlarda vardır.

Maden kazalarının zirve yaptığı ülkemizde yeniden düzenlenen işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatına maden ocaklarında açığa çıkan zararlı gazların tespiti için hidrojen sülfür sensörü de ilave edilmiş..

                Hidrojen sülfür gazının Taşkömüründe olmadığı, daha çok bakır ve çinko gibi metal madenlerde bulunduğu , gerekçesiyle TTK  üretim durdurma kararıyla ilgili yürütmenin durdurulması istemiyle yargıya başvurmuş..  

                Ayrıca bir savunma gerekçesi değil ama; Zonguldak’ta üretilen taş kömürü, diğer madenlerin aksine zararlı gaz oranı düşük olduğundan bu eksiklik  yüzünden kaza da yaşanmamış..

                Diğer taraftan TTK bu malzemelerin siparişini vermiş, yurt dışı bağlantılarını da yapmış.. Müfettişlerin verdiği süre 20 Ekim tarihinde dolduğu içinde ek süre talebinde de bulunulmuş..

                Kısaca durum bu..

                Ancak bu uygulama uzun zamandır satıldı satılacak, kapandı kapanacak denilen kurumda küllenmiş şüphelerin üzerini açmış durumda..  Bakanlık müfettişlerinin bu kararı Zonguldak’ta yaşayanlar haklı olarak TTK özelleştirileceği için alt yapısı oluşturuluyor şeklinde değerlendirildi.. 

                Şimdi konuya diğer taraftan bakalım..

                Sen siyasi iktidar olarak isçi sağlığı ve iş güvenliği yönetmelikleri doğrultusunda gereğini yapıyorsun.. Kamuya ait bir maden ocağını bütçeye getireceği maddi zararı da göz önünde bulunduruyor, “çalışanlarımızın yaşamı paradan daha önemli” diyor ve üretimi durduruyorsun..

                İyi güzel..

                O zaman aynı mantıkla çevremize bir bakalım..

                Çatalağzı Çevre  Koruma Derneği (ÇAÇEV) Başkan ve yönetim kurulu üyeleri günlerdir  bağırıyor ama bu haklı sesi duyan bir tek yetkili ortalıkta görünmüyor..

                Çaçev Başkanı; Kadir Orhan bir süre önce özelleştirilerek Elsan firmasına geçen Çatalağzı Termik Santrali’nde kükürt oranı yüksek linyit yakıldığını söyledi. Santralin linyite göre değil, taşkömürüne göre yapıldığını belirten Çatalağzı Çevre Koruma Derneği Başkanı Kadir Orhan, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nı göreve davet etti. Bu konudaki uyarıların dikkate alınmadığını belirten Orhan, “Burada kükürt önleyici sistem yok. Kükürt oranı yüksek kömür yakılırsa, Çatalağzı tamamen yaşanmaz hale gelir” dedi. Bakanlık yetkililerini göreve davet eden Orhan, ÇATES yönetiminin çevre mevzuatına uymadığını belirterek, “2019’a kadar hiç birisine uymasam ne olur?” düşüncesiyle hareket edildiğini söyledi.

                Bu durumda akla binlerce soru geliyor..

                TTK’dan Hidrojen Sülfür sensörü isteyen Siyasi iktidar, termik santrallerden hava kontrol istasyonları kurmasını neden talep etmez..

TTK’da oldukça hassa davranan siyasi iktidar, özel sektöre ait santrallerin çevreyi zehirlemesine ve ölümlere yol açmasına nasıl sessiz kalır?

TTK’da uygulanan üretimi durdurma cezası neden çevreye verdiği zararları bilinen Elektrik santrallerine verilmez..

Yoksa; TTK’ya gücü yeten ve üretimi durduran siyasi iktidarın gücü, çevre katliamı yapan özel sektöre yetmiyor mu?

Bu çifte standardın adına bu uygulamaya ne diyeceğiz..?

 

TURGUT GÜVEN