CHP 1 Kasım seçimleri nedeniyle ara verilen kongre sürecini 16-17 Ocakta yaptığı kurultayla bitirdi..

            Kurultayı iki gün boyunca izledim..

            Peşinen şunu belirteyim..!

            Bu güne kadar defalarca kurultay izledim. Son izlediğim bu kurultay CHP tarihinde, en kötü düzenlenmiş, en sönük, en silik, en heyecansız ve ne yazık ki partililere gelecek günler için “umut vaat etmeyen” bir kurultaydı..

            CHP’de kurultaylara coşku, heyecan ve umut ilçe ve il kongrelerinden Anadolu’nun ilçelerinden, illerinden taşınır, parti kurultay salonundan tüm ülkeye umut saçar..

           Eğer siz, ilçe ve il kongrelerinde tüzük ve yönetmeliklere uygun, parti içi demokrasiyi en geniş bir şekilde uygulamazsanız her ne yaparsanız yapın kurultaydan bu kötü sonucu alır, halkın umudu olamazsınız..

           Bunca izlediğim kurultayın hiç birinde, yeni seçilen genel başkanın parti tabanında kabul görmediğine şahit olmadım.. Daha seçildiği ilk dakikalarda “bu adamdan genel başkan olmaz” düşüncesi hala devam ediyordu.. Kurultayı izleyen üyelerin büyük çoğunluğunu bu düşüncesi altı ay sonra olağanüstü kurultay yapılacağı şeklindeydi.

           Kurultay öncesi aday olacağını açıklayan Mustafa Balbay 92 imzada kaldı.. Balbay kendine has üslubuyla “delegelere imza vermemesi için genel başkan yardımcılarından biri çok “tezcanlı” davranıyor” diyerek Bülent Tezcan’ı işaret ederken, Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin bir başka “ayıbını” ortaya döküyordu..

          Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun 1.5 saat süren konuşması uzun yoldan gelmiş  yorgun delegelerle birlikte tüm salonu resmen uyuttu.. Kılıçdaroğlu konuşmasında AKP’nin ülkede neler yaptığını anlatmayı yeğledi.. Oysa salondaki partililer “ne olacak bu CHP’nin hali” sorusuna en yetkili ağızdan cevap bekliyordu.. Bu cevap kurultay boyunca karşılığını bulamadı..

          Mustafa Balbay’a baskı yaparak imza verdirmeyen yönetim, Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı için baskı ile imza topladığı ortaya çıkıyordu.. Çünkü imza verip, hazurun cetvelini imzaladığı halde oy verilmemesinin bence anlamı buydu..

         Kongrede yapılan konuşmalarda ne zaman partinin ilkeleri ve Mustafa Kemal vurgusu yapıldıysa salonda karşılığını fazlasıyla buldu.. Bunun anlamı ve verdiği mesaj şuydu..

        CHP değerlerine, kuruluş felsefesine, ilkelerine sahip çıkmalı ve  Mustafa Kemal yoluna geri dönmelidir..

         Konuşmalarında bu vurguyu yapan Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, eski Gençlik Kolları Başkanı Ayhan Yalçınkaya’nın sözleri salonda karşılığını buluyordu..

         Ayrıca; eski Kayseri milletvekili Gani Aşık, Kılıçdaroğlu’nun yönetim anlayışının “yanlış olduğunu” vurgulayarak, “İktidardaki dini çok kullandığı için çok oy alıyor. Biz de ucundan kıyısından bunu yapalım. Bu CHP’yi hiç tanımamaktır” çıkışı haklı ve yerindeydi..

        Kemal Kılıçdaroğlu ve yönetiminin tek adayla kongreye gitmesi yarışın parti meclisinde (PM) olacağının işaretlerini veriyordu, öyle de oldu.. 

        Kurultaylarda genel başkanın anahtar liste çıkarması ve bunu açıkça ilan etmesi kurulaya atılmış bir bombadır.. Anahtar liste yayınladıktan sonra parti içinde birlik ve beraberlik sağlayacağım demek büyük bir yalandır..

       CHP tarihinde anahtar liste çıkarmayan tek lider rahmetli İsmet İnönü’dür.. Çıkarması için ısrar edildiğinde “örgütüm bana  kiminle çalış derse onunla çalışırım” cevabını vermiştir.. Genel Başkan işte böyle “asil” davranmalıdır..

        Kılıçdaroğlu’nun kurultay salonuna dağıttığı anahtar listeden 29 isim PM'ye girebildi. Liste dışından 23 ismin PM'ye girmesi delegenin Kılıçdaroğlu’na “ayağını denk al bu son şansın” uyarısıdır..

        Anahtar listenin delik deşik olması CHP’de bu saatten sonra Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin işinin zor olacağını göstermektedir..

        Kurultayın 1.günü yapılan konuşmalardan ve salonun bu konuşmalara verdiği tepkiden Kılıçdaroğlu’nun hiçbir şey anlamadığını da hazırladığı anahtar listeden belli olmuştur..

        CHP içinde on beş gündür Mustafa Kemal Atatürk’ün resminin duvardan kim tarafından indirildiği sorusu cevap bulmuş değil.. Bu olayda adı geçen Aylin Nazlıaka ve Zeynep Altıok’u anahtar listede yer alması delegenin mesajını almadığının göstergesidir..

        Ayrıca, parti tabanında yeri ve karşılığı olmayan TR-705 kodlu ABD ajanı iddiaları bulunan Sezgin Tanrıkulu, tarikatlar ve cemaatler demokratik kitle  örgütüdür diyen Bülent Kuşoğlu’nun olması parti tabanıyla inatlaşmaktır..

       Zonguldak için talihsizlik ise Haluk Koç’un PM’ye girmesidir.. Kendi ili Samsun’da aday olma cesareti gösteremeyen Koç, “kolları” ile gelecek günlerde Zonguldak’tan elini çekecek midir? Göreceğiz..

       Zonguldak’tan PM’ye iki kişi aday oldu.. Biri macera peşindeydi, diğeri ise ulusal basında Kılıçtaroğlu’nun anahtar listesinde yeri garanti haberleriyle, CHP üyelerinde kafa karışıklığı yaratıyordu.. Bu haberlerle kendini havaya sokmanın boş olduğu kurultay sonrasında görüldü ve partili üyelerde rahatlamış oldu.

       Sonuç olarak, CHP’de umut vermeyen bir genel başkan var.. Ancak, CHP, PM’de güçlü bir muhalefet oluştu.. Parti içi muhalefetin PM’ye girmesi CHP’de toplu istifaların şimdilik önünü kesti.. Bu muhalefet gelecek günlerde CHP kurtuluşu için umut olabilir…

      Bekleyip göreceğiz..

      TURGUT GÜVEN