On gündür içimden yazmak gelmedi. Sebebi ise yılbaşı gecesi reinada yaşanan terör eylemi. Terörle karartılan bir yılı geride bıraktığımızı düşünürken yeni yılın ilk dakikalarında ülkenin aynı gündemi yaşamasıydı gardımı düşüren.
Aynı zamanda bu olay bence, 2017 yılının her açıdan çok daha berbat geçeceğinin işaretiydi. Beş gün sonrasındaysa İzmir’de terör saldırısı yaşandı.
Çok detayına girmeden terörün ülkemizde nasıl zirve yaptığını düşünün. 15 yıl önce sıfır terörle iktidarı devralan AKP’nin terörle mücadelede yaptığı yanlışlıkları hafızalarınızda canlandırın. Terörün birçok nedenini bulacağınıza eminim.
AKP’nin bilerek ve isteyerek yaptığı yanlışlardan biri de siyasi gerginlik. Geçmiş yıllara baktığınızda AKP’nin siyasi gerginlikleri hep lehine çevirdiğini görürsünüz.
15 Temmuz darbe girişiminden sonra siyasi partilerin genel Başkanları bir araya gelmiş ve “parlamenter sistemi güçlendirmek” için bir protokol imzalamıştı. Bu imzalar yine iktidar tarafından hiçe sayıldı. Çünkü AKP parlamenter sistem de hesap vermek zorundaydı. O nedenle AKP için varsa yoksa hesap vermeyecekleri bir sistem yaratmak gerekiyordu.
Şunu da hatırlatayım!
7 Haziran seçimlerinde başkanlık için oy isteyen AKP’li politikacılar tek başına iktidar olamayınca, 1 Kasım seçimlerinde başkanlıktan hiç bahsetmediler ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin inadı ve kıyağı sayesinde tekrar iktidarı yakaladılar.
Terörün zirve yaptığı günümüzde vatandaşın can güvenliğini koruması başlıca görevi olan siyasi iktidarın, gündemi ne yazık ki anayasa değişikliği. Aslında bunun adı bal gibi rejim değişikliği!
AKP’nin “kişiye özel isteği” ister istemez ülkede siyasi bir gerginlik yaratıyor. Üstelik bu rejim değişikliğinin konuşulması ve tartışılması dahi AkKP’li politikacılar tarafından istenmiyor. Komisyon toplantıları oldubittiye getiriliyor, naklen yayın istekleri reddediliyor.
Bu arada AKP’nin yandaş medyası ve Eğitim Bir Sen gibi kuruluşları da boş durmuyor. Yandaş medya haber programlarında yaşanan olumsuzluklara rağmen AKP iktidarını suçsuz günahsız hatta çok başarılı gösterirken, yandaş sendika ise hazırlandığı raporda, “ortaokul ve lise müfredatlarından inkılap tarihi ve Atatürkçülük dersinin çıkarılması, din dersinin İslami ağırlıklı olmak üzere birinci sınıftan itibaren verilmesini “ talep ediyor.
Bunun adı Atatürk’e ve Laik Cumhuriyete düşmanlıktır.
AKP’nin rejim değişikliği talebini öneren parti ne yazık ki MHP! Ancak MHP, AKP’nin bu isteğine taşeronluk yapmasının faturasını ağır ödeyecek gibi. Şöyle ki, parti içindeki rejim değişikliğine karşı olan milletvekillerinin çok olması Genel Başkan Devlet Bahçeli’yi “bir oyum var, oda evet” noktasına getirdi.
Oysa Bahçeli geçmiş gümlerde partisi adına konuşuyor MHP komple anayasa değişikliğine “evet oyu verecek” diyordu. Bu durumda MHP’den çok Bahçeliyi daha çok yıpratacak.
Önümüzdeki hafta ülkenin içinde bulunduğu terör ortamı hiç önemsenmeden anayasa değişikliği TBMM’ne getirilecek. Görüşmeler sonrasında oylanacak, 330 sayısını bulduğunda halk oylamasına sunulacak. 330 sayısını bulamazsa anayasa değişikliği reddedilecek.
Her iki durumda da kılıçların çekileceği parti MHP olacak. Rejim değişikliği meclisten geçtiği anda MHP’de bölünme kaçınılmaz olacak. Çünkü Devlet Bahçeli’nin karizması epey derinden çizilecek, partisine sahip olamayan genel başkan durumuna düşecek. Tam tersi bir durumda ise MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bu kez AKP’nin hedef tahtasında olacak. Parti içi muhalefet harekete geçecek ve Bahçelinin genel başkanlığı daha da şiddetle tartışılacak.
Her iki durumda da gelecek günler MHP için güzel günler olmayacak.
Madalyonun diğer yüzüne bakalım.
AKP içinde 80 üzerinde Milletvekilinin FETÖ’cü olduğu ve bu Milletvekillerinin rejim değişikliğine “hayır” diyeceği gazete haberlerinde yazılıp çiziliyor.
O nedenle kapalı yapılacak oylama FETÖ’cu olduklarından şüphe edilen milletvekillerini kontrol altında tutulacağı söyleniyor.
Bu durumda eğer rejim değişikliği TBMM’den geçerse ülke terörle birlikte referandum gündemini yaşayacak. Siyasi gerginlik tamda terörün istediği hale gelecek.
Bu ortamdan terör örgütleri faydalanacağı gibi AKP’de aksi yönde faydalanmayı düşünecek ve terörün bitmesi için evet oyu isteyecek.
Eğer rejim değişikliği TBMM’den geçmezse!
Bu durumda AKP hayır oylarının hesabını yapıp, içindeki hayırcı vekilleri bulmaya ve hesabını sormaya çalışacak.
Şimdi siz de düşünün bu durumda 2017’nin 2016 yılından daha güzel geçeceğini düşünmek saflık olmaz mı?
TURGUT GÜVEN