Geçtiğimiz günlerde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu grup toplantısında yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı  Recep Tayyip Erdoğan’a ettiği yemine sadık kalmadığı için “diktatör  bozuntusu” dedi..

                Cumhurbaşkanının;

“Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağına..

 Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılâplarına ve lâik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağına, milletin huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağına,

 Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığı görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücünle çalışacağına Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusu ve şerefi üzerine”  yemin etmişti..

Yukarıdaki yemine sadık kalıp kalmadığının sizlerin takdirine bırakıyorum..

Ancak Kemal Kılıçdaroğlu’na göre Cumhurbaşkanı ettiği yeminin gereklerini yerine getirmiyordu ve bu nedenle kendisinin “diktatör” bile olamayacağını, böyle biri ancak “diktatör bozuntusu” olabileceğini söylüyordu..

Tabi bu sözler karşın da  malum çevrelerce yaygara koparıldı..! Anayasamıza ve ettiği yemine göre “tarafsız” olması gereken  Cumhurbaşkanına CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından hakaret edildiği savıyla , tüm AKP örgütleri “kurgulanmış bir düzen içinde”  Cumhuriyet savcılıklarına davalar açmaya koştular..

Kurgulanmış bir şekilde dememin sebebi ise şu;  örneğin Zonguldak’ta AKP örgütleri sırf gündemde kalabilmek için birkaç gün arayla önce il, birkaç gün sonra merkez ilçe , daha sonraki günlerde  kadın kolları ve Gençlik kolları Adliye Sarayına giderek ayrı ayrı davalar açtılar.. Tabi bu eylemlerine basını da davet ederek..

Bu eylem ayrıca AKP örgütlerinin Cumhurbaşkanının davranışlarına onay vermesi ve sahip çıkması anlamına da geliyordu.. Onlara göre Cumhurbaşkanı taraflı olmalıydı, yemin etmiş olsa bile çok fazla önemi yoktu, kim verdiği sözü tutuyor, ettiği yeminin gereğini yerine getiriyordu ki.. Hem de Cumhurbaşkanı olsa bile onların (AKP’lilerin) hala lideri değil miydi?

AKP örgütleri Anayasamıza göre tarafsız olması gereken kişiye sahip çıkma hakkını kendilerinde görürken, CHP örgütlerinin hiç birinden Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na sahip çıkma “genel başkanımızın söylediklerini onaylıyoruz” gibi bir eyleme veya bir basın açıklamasına rastlanmadı..  Hatta CHP’li hiçbir vekil “diktatör bozuntusu demek suçsa, bu suçu bende bilerek ve isteyerek işliyorum” demedi, diyemedi..

Bu sıcak gündem devam ederken iki müthiş açıklama ülke gündemine bana göre bilerek ve isteyerek tekrar getirildi..

İlki, Cumhurbaşkanının eşi Emine Erdoğan, yaptığı bir konuşmada şu anda sürdüğü saltanatı bile aklına getirmeyerek  “90 yıllık enkazı kaldırdık” sözüdür..

 Diğeri ise, Cumhurbaşkanının, Anayasa Mahkemesi'nin tutuklu gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül için verdiği tahliye kararı sonrasın da "Ben Anayasa Mahkemesi'nin vermiş olduğu karara sadece sessiz kalırım o kadar ama onu kabul etmek durumunda değilim. Karara uymuyorum, saygı da duymuyorum" deyişidir..

Cumhurbaşkanının bu çıkışından sonra bir gün önce AYM  kararını olumlu bulup basın özgürlüğünden  AKP’liler ağız değiştirerek AYM verdiği tahliye kararına Cumhurbaşkanına paralel açıklamalar yaptılar.. Üstelikte yüzleri dahi kızarmadan..

Emine Erdoğan “90 yıllık enkaz” derken kastettiği ”Laik demokratik Cumhuriyet “ değilse nedir.! Böyle bir söylem Cumhuriyet rejimine düşmanlık ve hakaret değil midir?  Cumhurbaşkanı eşi dahi olsa böyle bir suç işleme özgürlüğü var mıdır?

AYM kararlarına bu ülkenin her yurttaşı uymak zorundadır.. Aksi davranış kim olursa olsun suçtur ve hukuk kurallarının işlediği her ülkede suçun karşılığı ve ceza vardır..

Sonuç olarak, CHP Genel Başkanı bir açıklama yapıyor, AKP’liler anında eyleme geçip Cumhuriyet Savcılıklarına dava açıyor..

CHP Örgütlerinde ses yok..  

AKP’liler peş peşe  somut suçlar işliyor CHP örgütlerinden yine ses yok..

Mücadele sadece konuşarak havanda su dövmekle olmaz, hem söylem hem de eylemle olur..

İşte “CHP muhalefet yapamıyor” eleştirisi yapınca  bir çok arkadaşımızı kızdırıyoruz ama işte somut bir gerçek..

CHP Zonguldak örgütlerine hatırlatmak isterim..!

 Adliye Sarayı limanda…

Laik Demokratik Cumhuriyete sahip çıkmak için lütfen biraz cesaretli olun..!

 

TURGUT GÜVEN