CHP’de yapılacak parti içi seçimler üyeler arasında gündem oluşturmaya devam ederken yerel basında köşe yazarlarının da gündeminde yer almaya başladı..

            Ancak CHP üyesinin gündeminde delege seçimleri varken, köşe yazarları ise en sondan, yani il başkanı seçimlerini ve il başkanının kim olacağından başladı.

            Bence delege seçimleri tüzük ve yönetmeliğin emrettiği şekliyle “mahalle muhtarlık sınırları içinde” üyenin ayağına giderek  yapılmalı..   

            İlçe kongreleri daha hareketli geçecek ve il kongresinden daha önemli olacak diye düşünüyorum. Çünkü il başkanını ilçe seçimlerinin sonuçları belirleyecek.

            Yeri gelmişken önemli bir ayrıntıyı da belirtmek isterim. Geçtiğimiz günlerde CHP Genel Merkezinden tahminime göre kasıtlı bir haber sızdırıldı. Haber kısaca “il kongrelerine tek adayla gidileceği” şeklindeydi. Parti içi muhalefet bu açıklamaya tepki gösterdi.. Ancak CHP ‘de etkin olan “10 Aralık hareketinin “  bu düşüncesini gerçekleştirmeye çalışacak diye düşünüyorum. Bölge toplantılarının amacı da bence budur.

            İl Kongrelerine uzlaşma sonrası tek adayla gidilmesinin gerekçesi şöyle açıklandı. İl kongrelerinin çok tartışmalı geçtiği bu nedenle partide bölünme ve kamplaşma yaşandığı, iktidarı hedefleyen bir partide bu durumun sakıncalı olduğu şeklindeydi.

            Bence bu gerekçe AKP ve MHP gibi sağ partilerin üyelerince kabul edilebilir. Ancak il ve ilçe yönetimlerinin tam tersine parti içi demokrasi isteyen CHP üyelerine kabul ettirmek zor olacaktır.   

            Parti içinde bu tartışmalar yaşanırken adı il başkanları arasında sayılan eski vekillerden biri “Genel Merkez hangi görevi verirse hazırım” gibi bir açıklamada bile bulundu. Bence bunun anlamı “uzlaşma ile tek adaylı il kongresinde il başkanlığına adayım” demektir..

            Konumuza dönersek eğer, il başkan adayları köşe başı kulislerde ve gazete köşelerinde bizim yazdıklarımızla değil de ilçe kongreleri sonrasında oluşacak yönetimlerin ittifakı ile belirlenmesi daha doğru olacaktır. İl Başkanının kim olacağını ise özgür iradesi ile seçme hakkını kullanan il delegeleri belirlemelidir.

 İl başkanlarının arkasında örgütlerin bulunması göreve getirilecek il başkanının daha rahat çalışacağı ve doğru işler yapacağını düşünenlerdenim.  

            İl Başkanının kim olacağından çok nasıl bir kalitede olmasının daha önemli olduğunu düşünüyorum.. Geçmiş dönemlerde CHP il Başkanlığı yapmış kişilerin partiyi temsilde yetersizliğini ve kalitesizliğini, siyasi bilgi eksikliklerini uzun uzun anlatmama gerek yok sanırım.

            Doğru dürüst bir işi, eğitimi, siyasi ve sosyal bilgisi, kişiliği, temiz bir geçmişi, eleştiriye açık olması, il başkanında aranacak nitelikler olmalıdır.

            İl Başkanlığına adı geçenlere baktığımızda Halil Furat ve Hakkı Güney’in il başkanlığını akıllarının bile ucundan geçirmemeleri gerekir. Bu kişilerin CHP’yi temsilde nasıl yetersiz kaldıklarını göreve bulunduğu süreler içinde defalarca gördük..

            Furat 28 ay görev yaptığı il başkanlığını sebebi hala bilinmeyen istifalar sonrasında Zonguldak CHP tarihinde ilk kez kayyuma teslim etme başarısını göstermişti. Görevi esnasında çıkan söylentileri ve hesabını veremediği şaibeli işleri saymıyorum bile.

            Furat’ın eski yardımcısı şimdi ki il başkanı Hakkı Güney’in birlikte görev yaptıkları dönemde tüm olumsuzlukların sorumlu ve suç ortağıdır. Çünkü Furat’ın il başkanı olduğu dönemde yardımcısı Hakkı Güney di. Güney’in çalıştığı işyerinde arkadaş hatırına affedilmiş olsa bile bu kalitede birinin CHP gibi bir partide yeniden il başkanı olmayı düşünmesi parti üyeleri ve delegelerince kabul edilmeyecektir.

            Her ikisinin ortak noktası parti içi demokrasiyi sevmiyor olmalarıdır. Geçmiş dönemde seçimle göreve gelmiş il kadın kolu başkanını kadın kurultayı öncesinde kaldığı otele giderek gecenin 03’ünde de nasıl istifa ettirdiklerini iyi bilirim.

            Yine bu eski iki kankanın ortak özelliği ise yaşamları boyunca bir tek kitap açıp okumamalarıdır. Kulaktan dolma bilgilerle il başkanlığının nasıl yerlerde süründüğünü görev yaptığı dönemlerde gördük.

            Her ikisine de tavsiyem yeniden il başkanlığına aday olmak için hiç gaza gelmemeleridir. Aday olduklarında yazacak konu sıkıntısı yaşamayacak olsam bile partiye vereceği zararları tahmin etmem zor değil. Bu parti bu kişilerin il başkanlığını artık taşıyamaz.

            Yukarıda yazdığım gibi seçim takviminin açıklanmadığı bu günlerde il başkanlığı için konuşmak henüz çok erken. Hem belli mi olur, belki de bir ana sağlam il başkanını yıllar önce doğurmuştur.   

 

                TURGUT GÜVEN