İstanbul’da Deprem Olur, Türkiye Sarsılır…

1999 Gölcük depreminde binlerce can verdik.

Allah o kabus gibi günleri bir daha yaşatmasın bize.

1999 depreminden sonra aylarca, İstanbul’da olması beklenen deprem konuşuldu.

Yazıldı, çizildi.

‘Deprem Dede’miz vardı hatta.

Sismoloji Uzmanı, Jeofizik Mühendisi Ahmet Mete Işıkara. 

Depremle ilgili birçok program yapıldı, bilim insanları açıklamalar yaptılar.

Deprem Dede’ye sorular soruldu.

Anlattı, bizleri nelerin beklediğini.

Acil önlemler alınması gerektiği konusunda sürekli uyardı.

Deprem Dede 2013 yılında vefat etti. Allah rahmet eylesin.

 

1999-2019 arasında geçen 20 yılda deprem önlemi konusunda ne yapmışız?

Koca bir hiç.

Üstelik o dönem acil toplanma alanı olarak belirlenen yerlere AVM’ler dikmişiz.

 

Rantı severiz.

Boş alan görmeyelim, doldururuz.

2017 yılında CHP Milletvekili Barış Yarkadaş, TBMM’de konuyu gündeme getirmiş.

1999-2003 yılları arasında İstanbul’da 493 alan, yeşil alan olarak deprem toplanma merkezi olarak belirlenmiş.

Sonra bu yeşil alanlar imara açılmış. “Deprem olduğunda nereye kaçıp saklanacaksınız” diye sormuş Barış Yarkadaş o gün. “Toplanabileceğiniz bir alan bile bırakmadınız” demiş.

Nitekim İstanbul 5.8 büyüklüğünde bir depremle sarsılınca ne kadar haklı olduğunu gördük.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da toplanma merkezlerinin inşaat yığınlarına dönüştüğünü doğruladı.

 

Allah büyük depremler, büyük acılar yaşatmasın inşallah ama 20 yılda alınan tedbiriniz ne?

Beton yığınları mı?

 

Ülkenin haberleşme ağını satanlar, özelleştirmeye karşı olanlara ne güzel laflar söylüyordu o zamanlar.

Can ve mal kaybına yol açmayan, 5.8 lik bir depremde bile bütün GSM operatörleri çöktü.

Hala daha telefonunu kullanamayan vatandaşlar var.

 

Peki 20 yıldır vatandaşlardan deprem için toplanan Özel İletişim Vergisi ne oldu?

Deprem sonrası olağanüstü durumlar için iletişim altyapısını güçlendirmek amaçlı yeni bir vergi yüklediniz vatandaşın sırtına.

64 Milyar TL toplandı bugüne kadar.

Ne oldu ödediğimiz vergiler.

Siz küçük bir depremde dahi hizmet veremiyorsanız, Allah korusun büyük bir deprem yaşarsak biz iletişimi nasıl sağlayacağız.

Oysa reklamlarda her şey ne kadar güzel değil mi?

Para toplanmış, deprem için önlem alınmamış.

Tıpkı toplanma merkezlerinin AVM’lere dönüşmesi gibi, Özel İletişim Vergisi de vatandaşın cebinden çıkmış ama kim bilir nerelere girmiş.

 

Betonun size hayat vereceğini sanıyorsunuz belki.

Acıları kolay unutuyor, yaraları kolay sarıyorsunuz…

Ya da size dokunmadığı için umursamıyorsunuz.

O depremi yaşayanlara sorun isterseniz,

Neler yaşanıyor, yaralar nasıl sarılıyor, sarılamıyor...

 

İstanbul, Türkiye’nin lokomotifidir.

Bugün İstanbul’da yaşanan her ne olursa olsun yankısı Türkiye’den duyulur.

İstanbul’u çok iyi yönettiklerini iddia edenler, son 20 yılda İstanbul’un fotoğrafına bir baksın, sonra dönüp aynaya baksın.

 

Allah bize büyük acılar göstermesin ama büyük bir felaket yaşarsak Allah’tan başka yardımcımız olmadığı aşikar.

Bugün yine depremi konuşuruz.

Yarın gündem yine değişir.

Tekrar sarsılmadıkça hatırlamayız.

Sonra İstanbul’un, Türkiye’nin neresinde boş bir arazi kaldıysa eğer, ya satarız, ya betona boğarız.

Bu böyle devam eder.

Biz unuturuz, Allah hatırlatır.