Ülke gündeminden terör ve şiddet zirve yapmış durumda…

                Her gün her saat teröre can verilirken, dul kalan genç kadınların, yetim kalan çocukların tv ekranlarına yansıyan feryatlarına yürekler dayanmıyor..

                Terörle birlikte yarış halinde bir başka bela ise kadın cinayetleri.. !

                Son bir hafta içinde içlerinde Zonguldak ve Bartın’ında olduğu kadın cinayetlerine, tecavüz sonrası intiharlara şahit olduk..

                AKP’in 13 yıllık iktidarı süresince istatistikler kadın cinayetlerinin%1400 arttığını gösteriyor du.. (bu araştırma baya eskidir sanırım bu oran %1600 olmuştur.)

  Kadın cinayetleri anormal bir artış gösterdiği halde önü alınmak isteniyor mu?

                Siyasi iktidarın bu konuda yasal düzenleme veya bu konuda bir çabası var mı?

                Bugün tv haberlerinde izledim, aileden sorumlu bakan hanımı.. Kayseri’de tecavüz edildikten sonra canına kıyan kızımız için söylediği şu; “benimde onun yaşında bir kızım var”.!

                Başka…

                Zaten ekran görüntüsüne baktığımda kadınlar adına umutsuzluğa kapılıyorum.. Bu kadın mı kadın sorununa çağdaş bir çözüm önerecek… Kadın kendini orta çağ karanlığından kurtarabilmiş mi (?) sorusu beynimde dolaşıyor..

                Kadına şiddet ve kadın cinayetleri uzun zamandır ülke gündeminden düşmediği halde, sorun her gün yaşanıp tekrarlanırken siyasi iktidar neden hiçbir önlem almaz, hiçbir şey yapmazlar…

                Bu sorulara verilecek binlerce cevap var…

                Öncelikle ülkedeki eğitim sistemi , ve toplum yapısı “ya benimsin ya kara toprağın” anlayışında maço erkek yetiştiriyor.. Aynı zamanda maço erkeğe sempati ile bakan kadın..

                Kadına şiddet konusunda önemli bir anlayış ise kadının sorunu kabullenişi..

                Kadın çalışmaz, kadın sokağa yalnız çıkamaz, kadın dekolte giyemez, kadın gülemez, kadın başını açamaz, kadın erkeğin dediği gibi yaşar, kadın şu kadar doğurur, kadın kürtaj yaptıramaz vs. gibi kadının özeline müdahaleyi bir kısmı reddetse de büyük bir kısmı kabullendi..

                Bir kadına tecavüz edildiğinde, gülüşü, kılık kıyafeti, davranışları, hatta gücünün yetmediği bile suç sayılmadı mı?

                Yine din bezirganların gerek basında gerek sosyal medyadaki dine dayandırarak açıkladıkları saçma sapan görüşleri..  Yobaz fetva verme yetkisini kendisinde bulup,  kız çocuğuna şehvet duymanın, anasının diz kapağından tahrik olmanın normal olduğunu söylüyor .. Bu yobaz efendiye “sen ne diyorsun, bu açıklamayı nasıl yaparsın” diyerek yakasına yapışan hiçbir merci ne yazık ki yok..

                Tam aksine yobazın cemaatini oluşturanların büyük çoğunluğu kadın…

                Bu gelişmeler ülkede her gün yaşanırken çaresiz zavallı konumunda din eksenli  iktidar, “laiklik tehlikededir diyemem” diyen bir muhalefet var..

                Oysa laikliğin tam yaşanmadığı bir ülkede kadının yaşam hakkından dahi söz edilemez.. Kadın yaşam hakkı dahil tüm haklarına laik ve demokratik bir sistemde kavuşabilir..                

                Kadın cinayetlerinin en vahşisi işlendiğinde, toplumsal tepkiler artmış bu tepkiler sonunda  “Özgecan yasası” hazırlandığı söylenmişti..  Aradan iki yıl geçmesine rağmen ortaya görünen ne bir yasa nede bir yaptırım var..

                Olmayacakta.. Neden..!

                Siyasi iktidar (AKP) din eksenli bir partidir.. Yaşanan vahşet karısından bundan öncede hiçbir girişimde bulunmadığı gibi gelecek günlerde de önleyici bir yasa çıkarmayacaktır..

                Çünkü; bakınız NİSA-34 ayet ne diyor..

Allah'ın bazısını bazısına üstün kılması nedeniyle ve mallarından harcamalarından ötürü erkekler, kadınlar üzerinde hüküm sahibidirler. Başkaldırmalarında endişelendiğiniz kadınlara (önce) öğüt verin, (etkili olmazsa) onları yataklarında yalnız bırakın, (o da olmazsa, son çare olarak sınırları aşmamak şartıyla) onları (iz bırakmayacak şekilde, suçlu oldukları hasebiyle) dövün.

Kadına şiddet yasası çıkarıldığında büyük oranda bu ayete ters düşüleceği ve günah işleneceği düşünülüyor..  Benim düşüncem bu..

İşte ülkenin geldiği yer burası.. Onların deyimiyle “kadına şiddet işin fıtratında var”..  Fıtratta varsa bu kafaların düşüncesine göre yapılacak bir şey yok..

Bir başka yara ise “iyi hal indirimi” uygulamaları..

Tecavüz et, takım elbise bir de kravat taktın mı mahkemede ikramiyen hazır.. Hak ettiğin cezadan 10 yıl indirim garanti.. Sapığın aklına smokin giyip papyon takmak gelse, mahkeme tecavüzcüyü suçlu olsa bile serbest bırakır..

İyi hal indirimi en son Zonguldak’ta yaşandı.. 72 yaşındaki Fikret A., 9 yaşındaki kız çocuğuna cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla tutuklu yargılandığı davada 9 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, sanığın duruşmalardaki iyi hali, yaşı, samimi anlatımı, tutuklu kaldığı süre ve Yargıtay sürecini gözeterek hükümle birlikte tahliye kararı verdi.

Mahkemelerde iyi hal uygulayan hakimlerinde incelenmesi gerektiğini düşünüyorum..

Tüm bunlar yaşanırken TUİK’in ülke genelinde yaptığı “mutluluk” araştırması yayınlandı..

Ülkede mutlu olanların oranı %56.3 .!

Kadınların mutluluk oranı ise tüm olup bitene rağmen sıkı durun   %60.4..

TUİK’in  siyasi iktidarı temizleme toplumu uyutmakla görevli olduğu belli..

TURGUT GÜVEN